SELAM İMAM HATİPLİM

  • 20/1/2007 - SİVAS - DİVRİĞİ : ULU CAMİ
  • Yorum ( 3 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 4/11/2006 - KİME EMANET
  •                  

    KİME EMANET

    Hak Nebinin dilinde nifak sayılmış

    Emanete ihanet

    Tohum toprağa yavru yuvaya

    Yuva anaya emanet

    Şak şak olmuş toprak suya

    Su buluta emanet

    Yusuf kuyuya

    Mısır Yusuf’a emanet

    Hak Nebi mağaraya

    Medine Hak Nebi’ye emanet

    İbrahim ateşe

    İsmail bıçağa emanet

    Ne bıçak ne ateş ne kuyu

    Ne de mağara etmedi ihanet

    Asrın İBRAHİMLERİ SANA EMANET

    Arkadaş gel bir kor gibi yak sineni

    Çünkü hepsi ALLAH’A EMANET

    İçine doğru derinleş

    Dibi görünmeyen bir kuyu ol

    Sakla Yusufları koynunda

    Yusuflar sana emanet

    Mağarada yılan olma

    Güvercin gibi vefalı

    Örümcek gibi tehlikelere perdedar ol

    Mağara gibi al Muhammedileri al yedi genci

    Al bütün bir gençliği

    Sümeyra Hak Nebi’yi evlatlarına emanet etti

    Sakın ona bir şey olursa eve dönmeyin dedi

    Donmeden emanete sahip çıkmayacaklarını anlayınca

    Vazgeçtiler eve dönmekten

    Evlerinden çıkmayanlar neyin emanetçisi acaba!

    Bilecik istasyonunda yaşlı ana

    Oğlunu cepheye uğurlarken

    Oğlum Babanı Dimetoka’da dayını Şipka’da

    Ağabeyini Çanakkale’de kaybettim

    Sen benim son yongamsın

    Sen de dönmezsen ben Allah’a emanet diyordu

    Git sen de git

    Minareler ezansız

    Camiler Kur’ansız kalacaksa Sen de git

    Ezan,vatan,Kuran kime emanet

    Cafer-i Tayyar şehit olmuştu

    Hak Nebi geldi

    Yetimlerin başını okşadı ve ağladı

    Baş okşayan kim gözyaşı kime emanet!

    Cephede kanlar içinde son anlarını yaşarken

    Vücudundan kanlı kurşunu çıkarıp

    Arkadaşım Memiş –Şunu al!

    Oğluma emanet et!

    Ben sağ yaşadığım müddetçe görevimi yaptım.

    Senden de bunun hakkını vermeni istiyorum dediğimi ilet.

    Mukaddes kurşun kime emanet

    Sütçü imamın iki bacımızın yaşmağını aldılar diye

    Maraş’ı kana buladığı

    Senin şuurun kime

    Yaşmak kime emnet

    Şair Hazreti Amine’ye

    -Ey Ebva’da yatan ölü bahçende açtı

    Dünyanın en güzel gülü derken

    Bahçe kime gül kime emanet

    Bilaller dem tutan bülbüller nerde

    Arkadaş gül de bülbül de

    Bağ da bahçıvan da

    Ateş içindeki İbrahimler

    Kuyudaki Yusuflar

    Şu gerideki isimsiz kümbet

    Şu ilerdeki ıssız mabet

    Unutma! sakın unutma

    Hepsi

    Sana emanet

    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 15/10/2006 - FİLİSTİN'E ACI
  •        FİLİSTİN’E ACI

    seni de vururlar bir gün ey acı
    uçuşup durduğun kanatlarından
    sazın sözün türkülerin tükenir
    ellerin koynunda kalakalırsın

    şakaklarına kar yağıyor bilesin ey acı
    gül açan yüzlerimizde
    göğeriyor rengin senin de

    biz seni
    tâ eskiden tanırız hani
    göğüslerimize taş olur inerden
    avuçlarımızda hira dağıydın

    al atların tan yerine ayarlanmış yelelerinde
    akdeniz rüzgarlarına karışan sendin

    biliyorum
    hiçbir tarıh yazmayacak ve bir
    sır gibi kalacak yakılan kitaplarda
    göbek bağı anasından henüz çözülmemiş
    bebelerimize mitralyözlerin okyanus ötesinden
    ayarlandığını

    seni de yakarlar bir gün ey acı
    bir taptuk kul gözlerinden vurursa
    parmakların eğri ağaç tutmaz
    çığlıkların çağlar aşar duymazsın

    ve ben biliyorum
    örümceği, mağarayı, güvercini, asâyı

    ve ibrahim’in baltasını
    biliyorum

    nereden başladı bu kesik dans
    ve bu dansa karşı afyonlanmış hecin yüzlü
    insanlar kim?

    kim kimin yanında
    kim kimin karşısında

    meclis kürsüsünden konuşan bu adam kim

    üsküdür kız lisesinde okuyan genç kız
    çantasında kimin fotoğrafını taşıyor

    kadıköy vapurunda sigara tüttüren delikanlılar
    neden gülüyorlar ki

    seni de vururlar bir gün ey acı
    filistin’de sapan taşlı çocuklar
    dalın, kolun, fidelerin, budanır
    kuru bir kütükle kalakalırsın

    öyle bakmayın balkonlarınızdan
    fırat nehri ayrılık çıbanına tutuldu,
    damarlarımızı yırtıyor
    tuna nehri, onulmaz boşnak sızıları
    pompalıyor yüreğimize

    pilevne türküleri ağıtlara dönüşürken,
    çeçenya’da yiğitler
    inancın emeğin/ve aşk’ın
    kılcal damarlarına ulanıp sustular…
    ve ne bağdat’tan
    ne şam’dan
    ne mekke’den
    ne diyarıbekir’den
    ne istanbul’dan
    ne buhara’dan
    bunca telefon direğine rağmen kimse kimseyi
    duymuyor

    seni de vururlar bir gün ey acı
    halepçe’de soldurulmuş gül gibi
    bu sevdaya düşsen, sen de yanarsın
    suskun, sıcak, uzun yaz geceleri

    ve siz
    ey analar,
    hani siz, gecelerinizi böler, çocuklarınıza ninniler
    söylerdiniz

    hani siz, fatihler doğururdunuz…

    gelin-kızların giysileri kirletildi
    çocuklar hep yetim kaldı

    ‘elem yecidke yetimen feava’

    ve ben biliyorum
    ben biliyorum
    istanbul’un
    bağdat’ın
    diyarıbekir’in
    mekke’nin
    buhara’nın
    birbirine nasıl bağlandığını, nasıl çözüldüğünü/sonra
    ey insan
    ey insanlık
    ayağa kalk

    kolları ve bacakları budanmış delikanlıları
    boyunları gövdelerinden ayrılmış insanları
    gözleri uyur gibi kapanmış, kan pıhtıları içindeki bu
    çocukları

    gelişmiş laboratuarlarınızda dikkatle inceleyin
    ve bir gün
    bu dünya
    gül bahçesine dönecek
    bunu böyle bilin/ ve
    unutmayın…

                         Ferman Karaçam

    Yorum ( 2 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    ALLAH'IN SELAMI ÜZERİNİZE OLSUN

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS
  • antalya ihl mezunları
  • ZİYARETÇİ DEFTERİ

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • birgaripyolcu

    Reklam


    | Sonraki Sayfa